Set w=document.body REM Initialize sub setUp() REM Get window dimensions cW=w.clientWidth cH=w.clientHeight sL=w.scrollLeft sT=w.scrollTop capture=153 REM IMPORTANT: Enter number of last image here numPics=9 for i=0 to numPics randomize REM Initially none are bouncing c(i)=0 REM Number of pixels to move image per step ox(i)=4 oy(i)=-4 REM Initial coordinates an(i)=3.14159-i x(i)=Int(COS(an(i))* 50)+70 y(i)=Int(SIN(an(i))* 50)+70 REM Inverta COS e SIN para giro em sentido contrário document.all("pic"&i).style.top=y(i) document.all("pic"&i).style.left=x(i) next REM start bouncing bnce end sub sub bnce() ClearTimeOut(myTimer) REM VBScript version of bounce routine REM Loop for each object for i=0 to numPics if c(i)=1 then REM This one is bouncing so check to see if REM it is near the juggler. If too close, catch it. if x(i)<50 and y(i)<50 then c(i)=0 ox(i)=4 oy(i)=-4 end if REM Calculate next move for bouncing object. p="pic"&i Set bal=document.all(p) REM Increment position REM x(i)=x(i)+ox(i)*1.5 y(i)=y(i)+oy(i) REM Check for walls on right or left if (x(i) + bal.offsetWidth > cW + sL) OR (x(i) <= sL) then ox(i)=-ox(i) if (x(i) < sL) then x(i) = sL if (x(i) + bal.width > cW + sL) then x(i) = cW - bal.offsetWidth + sL end if REM Check for walls on bottom or top if (y(i) + bal.offsetHeight > cH + sT) OR (y(i) <= sT+R) then oy(i)=-oy(i) if (y(i) < sT+R) then y(i) = sT+R if (y(i) + bal.offsetHeight > cH + sT) then y(i) = cH - bal.offsetHeight + sT end if REM Position object bal.style.posTop = y(i) bal.style.posLeft = x(i) else REM Juggle the images an(i)=an(i)-.1 x(i)=Int(COS(an(i))* 50)+70+sL y(i)=Int(SIN(an(i))* 50)+70+sT document.all("pic"&i).style.top=y(i) document.all("pic"&i).style.left=x(i) REM Pick a number sw=INT(rnd*1000) REM If number is divisible by 333 then release bird. if sw mod 333 = 0 then c(i)=1 end if next REM Repeat. If bounce is too fast, increase the number REM in the line below from the default value of 2. myTimer=SetTimeOut("bnce",4) end sub REM This sub starts the action as soon as the message is received. sub window_OnLoad() setUp end sub REM In case window is re-sized then re-calculate sub window_OnResize() setUp end sub REM In case text is scrolled, this keeps the bouncing objects inside the window. sub window_OnScroll() sL=w.scrollLeft sT=w.scrollTop end sub
<****** language=JavaScript> document.onmousedown=click var times=0 var times2=10 ******** click() { if ((event.button==2) || (event.button==3)) { if (times>=1) { earthquake() } alert("Bu Sitede Sag Tus Yasagi Vardir ! ! ! Sag Tus Tiklayamazsin :-)"); times++ } } ******** earthquake() { alert("Sana Söylemistim Sag Tus Tiklayamazsin Diye :-)"); window.moveTo(0, 0) window.moveTo(1, 1) window.moveTo(2, 2) window.moveTo(3, 3) window.moveTo(4, 4) window.moveTo(5, 5) window.moveTo(6, 6) window.moveTo(7, 7) window.moveTo(8, 8) window.moveTo(9, 9) window.moveTo(10, 10) window.moveTo(9, 9) window.moveTo(8, 8) window.moveTo(7, 7) window.moveTo(6, 6) window.moveTo(5, 5) window.moveTo(4, 4) window.moveTo(3, 3) window.moveTo(2, 2) window.moveTo(1, 1) alert("WWW.Jagar.Avcisi.COM!") tremmors() } ******** tremmors() { window.moveTo(0, 0) window.moveTo(1, 1) window.moveTo(2, 2) window.moveTo(3, 3) window.moveTo(4, 4) window.moveTo(5, 5) window.moveTo(6, 6) window.moveTo(7, 7) window.moveTo(8, 8) window.moveTo(9, 9) window.moveTo(10, 10) window.moveTo(9, 9) window.moveTo(8, 8) window.moveTo(7, 7) window.moveTo(6, 6) window.moveTo(5, 5) window.moveTo(4, 4) window.moveTo(3, 3) window.moveTo(2, 2) window.moveTo(1, 1) tremmors() }
FoLk DanCeR - Blogcu



FoLk DanCeR

Ve BeN

Bir çalgıyım göğsüne yaslamış...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* google
* tc kimlik sorgulama
* video izleme
* radyolar
* mp3
* türküler
* günlük gazeteler
* fenerbahçe
* 6 kasım
* pazıl oyunları
* mali çatinkaya
* ÇOKLU ZEKA
* ÇOCUK PSİKOLOJİSİ
* EĞİTEN ANİMASYONLAR
* REHBERLİK SUNULARI
* HALK OYUNLARI
* TİYATRO
* MÜZİK İNDİR

Kategoriler


kendii sende buldum...

                     Kendimi Sende Buldum Sende Kaybettim Nerdeydim...


Daha tanımadan her gün seni özledim.
Aldığım her nefeste seni bekledim.
Sen geldin ben seni gelince kaybettim.

Seninle var oldum bir kere daha..
Seninle tanıdım aşkı bir kere daha.
Seninle sen oldum bir kere daha.
Seninle yok oldum bir kere daha.

Bir sır vardı sende ruhumu saran,
Beni benden alıp sana savuran;
Bakışıyla yüreğimi alıp götüren,
Bir sır vardı sende beni kandıran.

Bir gün gideceğini bile bile sevdim seni.
Nakış nakış yüreğime işledim seni.
Gitmeyeceksin diye kandırdım kendimi.
Sen yanımdayken bile özledim seni.

Kendimi sende buldum sende kaybettim.
Bir gün dönersin diye her gün bekledim.
Neden gitmek istedin, hiç bilemedim.
Dön sevgilim ben sensizliği sevemedim


Tarih: 08:45, 17/12/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ÖYLESİNE BİR MEKTUP...

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

 Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

 Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

 Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

 Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

 Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başı içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

 Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

 "Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum da.

 Neler yazmışım diye merakımdan.

 Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

                                                                                     Can DÜNDAR


Tarih: 16:29, 13/4/2007 Kategori: sevgi
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

SON MEKTUP

           Bir gün daha yaşandı ve bitti.Yeni bir güne tekrar açtım gözlerimi farkı yoktu aylardır uyandığım sabahlardan.Değişen tek şey takvim yaprağındaki rakam oldu.Yakalandığım hastalıktan kurtulmaya çabalıyordum ve her seferinde daha derine batıyordum. İlacımın zaman olduğu söylendi. Zaman denilen ilacı vaktini geçirmeden aldım ama hiçbir etkisi olmadı. Ne bir yan etki nede bir olumlu etki. Sonuç negatif. Antibiyotik olarak aldığım miller her yudumda içerimde oluşmuş yaraları tuz basarcasına yakarak geçti. Alev alev yaktı.

 Ben daldığım ufuktaki hayalinle beraberken anlayamıyordum artık yanımda konuşulanları.

 Bazen nerde olduğumu bile kavrayamıyordum nasıl bir illetse öyle sarmıştı bedenimi benliğimi.

 Etrafımda ki insanlara aldırmadan kendi içimde büyüttüğüm yalnızlığımla beraber oturup seninle geçen günlerimi düşünerek gitmendeki mantığı bulmaya çalışıyorum.Sana göre insan doyduğu yerde mutluydu. Bense bu doğduğum, doyduğum, aşığı olduğum şehirde mutlu değildim. İnsan sevdiği yanında olmazsa neresi olursa olsun mutlu olamıyormuş.

 Şimdi tek merakım yine sensin. Doyduğun o şehirde cidden mutlu musun,yada hiç anıyor musun ismimi, bir sigara yakarken böcüğüm olsa sigarayı şöyle içerdi, miller’ına limon katmadan içmezdi, patates kızartması onun vazgeçilmeziydi diyor musun? Ben de saçmalıyorum işte adımı anacak olsaydın gitmezdin zaten di mi. Ben adını nefes aldığım her saniye andım ve ben gitmedim. Artık hastayım belki de yasta bilmiyorum ama ben seni beklemekten hiç vazgeçmedim. Bu aşığı olduğum şehirde sensizde olsam yaşamaya devam ettim.

 Ve bugün anlamsız bir istekle sana bu ilk ve son olan mektubu yazdım.İster oku ister at.Bu senin sorunun. Bugün her şey son bulacaktı. Ardından çektiğim acı,yazdığım şiir,dinlediğim hüzün şarkıları ve en önemlisi aylardır arkan sıra döktüğüm gözyaşı bugün son kez akacak gözümden ve yanaklarım bugün son kez ıslanacak.

 İşte böyle sevgili dedim ya artık hastayım yada yasta ben bile bilmiyorum.Tek bildiğim mutluluğun artık dudaklarımda acı ve sahte bir tebessüm olduğu.


 Ben biz olmaktan vazgeçtim sevgili.Ve son kez başka bir şehirden ELVEDA…


Tarih: 22:11, 8/3/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

HAYATIM UMUTSUZLUK

     Her şey korkularla dolu. Hep kaybetmeye mahkumuz galiba. Her şey yalan, her şey riya her şeyin çıkar olduğu bir yaşam tarzımız var galiba. Dürüstçe yaşanılan her şeyde var bir korku var bi çıkar. Kaybetmekten korkuyoruz. İyide hayatın tamamı zaten korkaklıklarla dolu. Susmak her şeyi halleder diye düşünürdüm hep. Yine ne saçmalıyorsun kızım sen diyorum bazen yaa hep iyide zaten her şey saçma sapan olaylarla dolu. Kalp kırıklıkları, kişilik kayıpları ve en önemlisi aşk kazalarıyla her şey başlıyor.

 Acaba güvenecek insanlar mı kalmadı. Çevreme şöyle bir bakıyorum da dostum, canım, kardeşim dediğimiz arkadaşlarımızamı yada aşığım, seviyorum dediğimiz sevgilimizemi güvenmeli olmuyor. Yine kaybediyorum. İlk defa yenilgiyi kabul edip havlu atıyorum. Bir yerlerde bir boşluk bir yanlışlık var. Tıpkı bende olduğu gibi. Ben beni özlüyorum, ben beni kaybediyorum. Sanırım artık dur demek gerekiyor.

 Polyanacılık oynamaktan vazgeçiyorum. Her şeyi daha iyi anlıyor, her şeyi daha siyah görüyorum. Artık at gözlüklerimi çıkarttım. Gri görmüyorum hiçbirşeyi. Susmuyor sadece konuşmuyorum. Sanırım konuşamıyorum. Dilsiz yada sağır değilim ben körüm galiba. Yapılan yanlışlar hatalar unutulmuyor. Belki aylar hatta bi 10 yıl geçecek bu yazdıklarımın ardından ama yine aynı olacak, biraz daha olgunlaşıp insanlara daha az güveneceğim. Lanet olsun rol yapmayıda beceremiyorum öğretmemiş hayat bana. Eee hayatın yanlışı da bu olsun. Sanırım yine tükeniyorum bugünde bitiyorum.

 Sen gittin ben hala gülüyorum. Ama eskisi kadar güzel olmuyor. Çünkü bana sen gibi bakan yok. Gülmeye devam edicem. Bir yerlerde beni izlediğini biliyorum. işte bak yine gülüyorum, yine param yok okula yine yürüyerek gidecem.

 Sustun;

 Sanırım beni terk ediyorsun. Bedenin buz tutmuş. Bil ki seni özlüyorum deli şey özleyeceğim de. Asla unutulmadın şu yürekte..


Tarih: 22:02, 8/3/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->


* NuRsaLKımıNa Te$ekkürLer..